Erkekler ve kadınlar ilişki

2 Erkek ve 1 Kadın Aynı Yatağı Paylaşıyor, Üçlü İlişki Duyanları Şaşırtıyor! ABD'nin New York şehrinde yaşayan iki erkek ve bir kadın, 2 senedir aynı evde birlikte yaşıyor. Erkekler ilişki sırasında genelde sahip olmak ister ve kadınların teslim olmasını tahrik edici bulurlar. Kadınlar ise genellikle teslim alınmaktan hoşlanır. Bu yüzden aslında erkeğin teslim aldığı pozisyon k adına zevk veren pozisyonlar arasına da girer. Kadınlar, cinsellikten en az erkekler kadar keyif alır. Tatmin olmaları ise, erkeklerinkinden biraz daha zorlu ve karmaşık bir süreçtir. Cinsel ilişki esnasında bencil olmayın ve partnerinizi de tatmin etmek için çaba gösterin. Çabalarınızın ödüllendirileceğinden emin olabilirsiniz. Bunun çoğunlukla nedeni başlangıcında ilişki heyecanından karşımızda ki adamın verdiği bazı bilgileri göz ardı ediyor olmamızdır genelde. Bugün Kadın sitesi aşk ve ilişkiler bölümünde “mutlı ilişki yaşamak için uzak durulması gereken erkekler ” yazımızı Paylaşıyoruz… Kadınlar ve erkekler birbirleri hakkında gerçekten ne düşünüyor? Önyargılar! ERKEKLER . 1. Kadınlar erkeklerden daha duyarlıdır (%25). 2. Kadınlar tuvalete giderken yanlarında hep biri olsun isterler. (%22). 3. Kadınlar birbirlerini daha sık kötüler (%16). 4. Kadınlar her sırrını mutlaka başkasıyla paylaşır (%13). 5. Erkekler ve kadınlar. Kadınlar erkeklerde aradıkları özellik, hırslı olmaları gerektiğini bilmeleri diyebiliriz. Hırslı olan erkekler konumunu yükseltir ve ne istediğini bildiği anlamına geldiğinden kadınlar hırslı erkekleri kontrol altında tuttuğuna inandığını sanır.

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 13

2020.09.25 01:47 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 13

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 13
https://preview.redd.it/0kz6c67ul6p51.jpg?width=794&format=pjpg&auto=webp&s=7bc8d92d8aca416f0fcc48b7e09ab2bf8319b28d

Marksizm

7.2

Adalet her zaman insanlar arasında hüküm süren ruha bağlı olacaktır ve ruhun şu anda gerekli ve mümkün olduğunu, daimi bir şeyler elde etme konusunda bir biçim şeklinde billurlaşacağını ve geleceğe bir şey bırakmayacağını düşünen herhangi bir kişi sosyalizmin ruhunu hiç bilmiyordur. Ruh her zaman hareket etmekte ve yaratmaktadır ve yarattığı her zaman yetersiz olacaktır ve mükemmellik hiçbir zaman imge ya da fikir olması dışında bir vakıa olmayacaktır. Tek kalemde standart kurumlar yaratmayı istemek boş ve yanıltılmış bir çaba olacak, sömürü ve tefecilik için her olasılığı otomatik olarak dışarıda bırakacaktır. Zamanımız, otomatik işlev gören kurumların yaşayan ruhu ikame ettiği zaman ne ile sonuçlandığını göstermiştir. Her neslin kendi ruhuna uygun olanı cesaretle ve radikal bir biçimde sağlamasına izin verin. Daha sonraları devrimler için yine yeterli bir sebep olmalıdır ve bu devrimler, yeni ruh, kaçan ruhun rijit kalıntılarına karşı çıktığı zaman ihtiyaç haline dönüşür. Bu bakımdan özel mülkiyete karşı mücadele muhtemelen pek çok kişinin, ör. Sözde Komünistlerin, büyük ihtimalle inandığının aksine tamamen farklı sonuçlara yol açacaktır. Özel mülkiyet sahiplikle aynı şey değildir ve ben gelecekte en güzel şekilde çiçeklenen özel sahiplik, kooperatif sahipliği, topluluk sahipliği görüyorum. Sahiplik, kesinlikle sırf nesnelerin ya da en basit araçların doğrudan kullanımı olmayıp oldukça korkulan boş inanç kaynaklı her tür üretim aracıdır, ev ve toprak sahipliğidir. Bin yıllık ya da sonsuza kadar sürecek nihai hiçbir güvenlik tedbiri alınmayacak fakat büyük, kapsayıcı eşitleyiş ve iradenin yaratılması bu eşitlemeyi periyodik olarak tekrarlayacaktır.
“Sonra yedinci ayın onuncu gününde tüm toprağınızda eşitleme gününü ilan etmek için (trompet çalacaksınız?)…” Ve ellinci yılı kutsayacak ve toprağınızda oturan herkes için serbest bir yıl ilan edeceksiniz; çünkü o sizin jübile yılınızdır ve aranızdaki herkes kendi mülküne ve ailesine geri dönecektir.
“Bu herkesin kendisine ait olanı yeniden elde ettiği jübile yılıdır.”
Kulakları olan herkesin duymasına izin verin.
Trompetiniz toprağınızın her tarafından duyulsun!
Ruhun sesi, insanlar bir arada olduğu müddetçe tekrar ve tekrar çalacak olan trompettir. Adaletsizlik her zaman kendisini devam ettirmek isteyecektir ve her zaman, insanlar gerçekten var olduğu müddetçe, adaletsizliğe karşı isyan olacaktır.
Anayasa olarak isyan, kaide olarak dönüşüm ve devrim, niyet olarak ruh vasıtasıyla düzen ilk ve son kez tesis edilir; işte bu Musavari sosyal düzenin büyük ve kutsal kalbidir.
Buna yine ihtiyacımız var: ruh ile gerçekleştirilen yeni bir nizam ve dönüşüm eşyayı ve kurumları nihai bir biçim şeklinde tesis etmeyecek fakat kendisini bunların içinde sürekli iş başında ilan edecektir. Devrim toplumsal düzenimizin bir parçası olmalıdır, anayasamızın en temel kaidesine dönüşmelidir. Ruh kendisi için yeni biçimler, katı olmayan türde hareket biçimleri, özel mülkiyete dönüşmeyen, sömürü ya da kibir ile değil sadece güvence ile çalışma imkânı sağlayan sahipliği, kendinden değil ticaret ile ilişkisi bakımından değer taşıyan ve de kullanımı için koşulları içeren, günümüzde ölümsüz ve öldürücü iken süresi dolabilen ve tam da bu yüzden canlılık kazanan bir takas aracı yaratacaktır.
Ruh her zaman hareket etmekte ve yaratmaktadır ve yarattığı her zaman yetersiz olacaktır ve mükemmellik hiçbir zaman imge ya da fikir olması dışında bir vakıa olmayacaktır. Tek kalemde standart kurumlar yaratmayı istemek boş ve yanıltılmış bir çaba olacak, sömürü ve tefecilik için her olasılığı otomatik olarak dışarıda bırakacaktır.
Aramızda yaşama sahip olmak yerine ölümü pekiştirdik. Her şey bir nesneye ve objektif bir puta indirgendi. Güven ve mütekabiliyet yozlaşarak sermayeye dönüştü. Ortak çıkar devlet ile ikame edildi. Davranışımız, ilişkilerimiz esnek olmayan şartlara dönüştü ve orada burada korkunç kırılmalar ve kargaşalarla uzun zaman aşımlarından sonra bir devrim patlak vermiş, bu da dolayısıyla ölüm, yaşamadan ölen kurumlar ve katı, değiştirilemez gerçeklikler üretmiştir. Şimdi tesis edilebilecek tek ilkeyi, temel sosyalist kavrayışla örtüşen ilkeyi (bir eve, o evde çalışma ile üretilenden daha fazla olan hiç bir tüketici değeri girmemelidir çünkü insan dünyasında tek başına çalışmanın haricinde hiçbir değer yaratılmaz), ekonomimizde yerleştirerek tam iş yapalım. Kim vazgeçmek isterse ya da hiçbir şey sunmak istemezse o şekilde davranabilir, bu onun hakkıdır ve bu ekonomiyi de ilgilendirmez fakat hiç kimse koşullardan dolayı mülksüz kalmışsa hiç bir şey yapmaya zorlanmamalıdır. Yine de bu ilkenin tekrar uygulanması için araçları her yerde farklı olacaktır ve bu ilke sadece tekrar tekrar yeniden uygulandığı müddetçe yaşayacaktır.
Marksistler yeryüzünü sermayeye bir tür eklenti olarak görmüş ve bununla ne yapacağını hemen hiç bilememiştir. Gerçekte sermaye birbirinden oldukça farklı iki şeyden oluşur: birincisi, toprak ve toprağın ürünleri, parseller, binalar, makineler, aletler ki toprağın parçası olduğu için “sermaye” olarak adlandırılmaması gerekir; ikincisi insanlar arasındaki ilişki, birleştirici ruh. Para ya da takas aracı yardımıyla tüm muayyen malların uygun bir biçimde (bu durumda doğrudan diğeri için) ticaretinin yapılabildiği, doğrudan genel mallar için geleneksel bir sembolden başkaca bir şey değildir.
Bunun sermaye ile doğrudan hiç bir ilgisi yoktur. Sermaye bir takas aracı değildir ve bir sembol değil bir olasılıktır. Çalışan birinin ya da grubun özel sermayesi, muayyen bir zaman diliminde muayyen ürünler üretme olasılıklarıdır. Bunun için kullanılan maddi gerçeklikler, öncelikle, kendisinden daha fazla yeni ürünlerin işlenebileceği materyallerdir – toprak ve toprağın ürünleri -; ikincisi, çalışılan aletlerdir ( ayrıca toprağın ürünleridir); üçüncüsü, çalışma sırasında işçilerin tükettiği yaşam gereksinimleri, yine toprağın ürünleridir. Kişi sadece tek bir üründe çalıştığı müddetçe, o ürünü üretim sırasında ve üretim için ihtiyaç duyduğu ürün ile takas edemez; fakat çalışan tüm insanlar bu beklenti ve gerilim halindedir. Sermaye, şimdi, yalnızca umulan ürünün beklentisi ve peşin ödemesidir, itibar ve mütekabiliyet ile tümüyle aynıdır. Adil takas ekonomisinde iş talebi olan her şahıs ya da müşterileri olan her üretim grubu açlıkları ve elleri için maddi araçları, yeryüzünü ve yeryüzünün ürünlerini alır. Çünkü hepsinin mütekabil ihtiyaçları vardır ve her biri bir diğerine kendi beklenti ve gerilimden ortaya çıkan gerçeklikleri sağlar; böylelikle bir kez daha olasılık ve hazırlık gerçekliğe dönüşür vs. Dolayısıyla sermaye bir şey değildir; toprak ve ürünleri bir şeydir. Geleneksel görüş, şeyler dünyasının tümüyle müsaade edilemez ve etkili bir biçimde yanlış kopyası olduğu şeklindedir. Sanki tek ve sadece topraklardan oluşan dünya, bir şey olarak sermayenin dünyası olarak da vardı. Buna göre olasılık, ki sadece gerilim ilişkisidir, bir gerçekliğe dönüşür. Sadece bir tane objektif gerçeklik vardır, o da topraktır. Genellikle sermaye olarak adlandırılan geri kalan her şey ilişki, hareket, dolaşım, olasılık, gerilim, itibar ya da bizim adlandırdığımız gibi ekonomik işleviyle birleştirici ruhtur. Bu elbette sevgi ve nezaket gibi amatörce arzı endam etmeyecektir fakat Proudhon’un takas bankası olarak adlandırdığı amaca yönelik organları kullanacaktır.
İçinde bulunduğumuz zamana kapitalist çağ dediğimizde, bu ifade, birleştirici ruhun artık ekonomide hüküm sürmediği, fakat nesne-putun yani gerçekte bir şey olmayan bir şeyin hüküm sürdüğü, bazı şeylerin gerçekten bir şey olmadığı fakat hiç olduğu bir şey için yanlışlık yapıldığı anlamına gelir.
Bir şey olduğu düşünülen bu hiçbir şey, zengin adamın evine pek çok somut gerçeklik getirir, çünkü çok değerli [Geltung] olduğu düşünülen paradır [Geld]. Ve bu hiçbir şey söz konusu gerçeklikleri iktidar konumuna getirir. Hepsi de hiçbir şeyden değil topraktan ve yoksulun çalışmasından kaynaklanır. Çünkü ne zaman çalışma (iş) toprağa yaklaşmak istese ve nerede bir ürün bir emek aşamasından diğerine geçmek istese, tüketici sektörüne girebilmesinden önce, sahte sermaye kendisini tüm bu iş sürecine sokar ve küçük hizmetleri için sırf ödeme almakla kalmaz faiz de alır çünkü hareketsiz durmayı değil dolaşıma girmeyi çok ister.
Bir şey olduğu düşünülen ve birliğin kaybolan ruhunu ikame eden diğer bir hiçbir şey, yukarıda sık sık bahsedildiği üzere devlettir. İnsanlarla insanlar arasında, insanlarla toprak arasında, insanlar arasındaki hakiki bağ (karşılıklı çekim ve ilişki, özgür bir ruh) her nerede zayıflamışsa orada, bir engel, itiş, soğurma ve sıkıştırma olarak her yerde devreye girer. Hakiki karşılıklı çıkarın ve güvenin yerini alan sahte sermayenin vampir-benzeri yağma gücünü ifa edememesi, mülk sahipliğinin güç tarafından, devlet, devlet yasaları, yönetimi ve idaresi tarafından desteklenmiyor olsa bile haraç koyamaması gerçeği ile de ilgili olmalıdır. Fakat kişi hiç unutmamalıdır ki tüm bunlar – devlet, yasalar ve yöneticiler – insanlar için – yaşam ve eziyet imkânlarından yoksun oldukları ve birbirlerine şiddet uyguladıkları için – diğer bir deyişle insanlar arasındaki güç için sadece birer isimdirler.
O halde doğru sermaye tanımı verildikten sonra “sermaye” teriminin pek de doğru olmadığını bu bölümde gördük çünkü bu terim hakiki sermayeyi değil sahte sermayeyi belirtmektedir. Fakat biri insanlar için gerçek bağları çözmek, kabul edilmiş sözcükleri ilk kez kullanmak istediğinde bu hükümsüz de kılınamaz. Burada olan da budur.
Bu bakımdan işçiler hiç sermayeleri olmadıklarını anladığı zaman, düşündüklerinden çok daha farklı bir biçimde haklı olurlar. Sermayelerin sermayesinden, realite olan tek sermayeden – gerçi realite bir şey olmasa da – ruhtan yoksundurlar. Bu imkândan ve tüm yaşam önkoşulundan vazgeçirilmiş olan hepimiz gibi tüm yaşamların maddi koşulu da yani toprak da ayaklarının altından alınıp götürülmüştür.
Bu yüzden toprak ve ruh – sosyalizmin çözümüdür.
Ruh tarafından zapt edilen insanlar ilk önce toplum için ihtiyaç duydukları tek dışsal koşul olarak toprağı arayacaktır.
Sosyalizm bunun tersine çevrilmesidir. Sosyalizm yeni bir başlangıçtır. Sosyalizm doğaya geri dönüştür, ruhun yeniden bağışlanması, ilişkilerin yeniden kazanılmasıdır.
İnsanların ürünlerini dünya pazarında ve kendi ulusal ekonomilerinde takas ettiğinde toprağın da hareketli kılındığını çok iyi biliyoruz. Toprak uzun zamandır menkul kıymetler piyasasının nesnesine, kâğıda dönüştürülmüş durumdadır. İnsanların kendi dünya pazarlarında ve ulusal ekonomilerinde bir ürünü denk bir ürün ile takas edebilmeleri halinde, diğer bir deyişle daha büyük grupların kendi tüketimlerini ve olağanüstü kredilerini birleştirerek kendilerine olanak tanımaları halinde, bu kesinlikle sonuç verecektir, kendi kullanımları için kapitalist piyasaya başvurmaksızın yeni materyallerden giderek artan miktarlarda sanayi ürünü üretebileceğini de biliyoruz. Bundan sonra insanların zaman içerisinde sadece toprak ürünlerini değil artan bir şekilde toprağın kendisini satın alabilir hale geleceğini biliyoruz. Bu tür güçlü tüketici-üretici-birliklerin sadece kendi karşılıklı kredilerini değil nihayetinde kayda değer para sermayesini de kontrol edeceğini biliyoruz. Fakat insanlar sadece bununla tatmin olsaydı, nihai kararı yalnızca tehir ederlerdi. Toprak sahipleri toprakta büyüyen veya toprak altından elde edilen her şey üzerinde, tüm insanların yiyeceği ve sanayi hammaddeleri üzerinde bir tekele sahiptir. Devletin ve para-sermayenin daima genişleyen kısmının temelleri, toprağın özel sahipliği kaldırıldığında ve mütekabiliyet sosyalist sermaye biçimi olarak gösterildiğinde yıkılır. Fakat bu noktaya ulaşmadan önce tüketici-üretici-kooperatifleri tarafından kapitalist ticaret ve endüstri ne kadar yok edilirse, devlet ve para-kapitalizmi de toprak ileri gelenlerinin tarafında o kadar güçlü yer alacaktır. Arazi sahipliği sektörü kooperatiflere kendi üretimleri için otomatik olarak tedarik sağlamayacak, bilakis ürünlerinin fiyatını neredeyse satın alınamayacak yüksek fiyat seviyelerinde artıracaktır. Zira tıpkı sermayenin de aynı şekilde sadece hayali bir hakiki cesamete sahip olması gibi toprak sadece görünüşte akışkan ya da kâğıttır. Karar anında toprak gerçekte ne ise ona dönüşür: sahiplenilen ve alıkoyulan fiziki doğanın bir parçası.
Sosyalistler toprak sahipliğine karşı mücadeleden kaçınamaz. Sosyalizm için mücadele toprak için mücadeledir; toplumsal mesele tarımsal bir meseledir.
Şimdi Marksistlerin proleterya teorisinin nasıl muazzam bir yanlış olduğu da görülebilir. Devrim bugün olsaydı, ne yapılacağına ilişkin halkın hiçbir tabakasının bizim sanayi proleterlerininkinden daha az fikri olmazdı. Serbest kalma için duydukları özlem açısından – zira serbest kalmanın ve soluklanmanın hasretini çekmektedirler fakat hangi yeni ilişkileri ve koşulları tesis etmek istediklerine dair çok az fikirleri vardır – elbette Herwegh’in eski sloganı çok çekicidir “İşin adamı, uyan! Gücünü bil! Senin güçlü kolun durursa, tüm çarklar durur”. Bu deyiş cazibelidir, olgusal gerçeklere genel bir ifade veren her şey gibi ve bu bakımdan mantıklıdır. Genel grevin berbat bir kaos üreteceği, işçiler eğer kısa bir süre bile olsa dayanabilirlerse kapitalistlerin teslim olmak zorunda kalacağı oldukça doğrudur.
Fakat bu çok büyük bir “eğer”dir ve bugün işçiler, devrimci bir genel grev durumunda kendilerine yiyecek sağlamakla ilgili muazzam zorluklara ilişkin yeterli netlikte bir resme neredeyse hiç sahip değillerdir. Yine de ani, kapsayıcı, şiddet hamleli bir genel grev devrimci sendikalara belirleyici bir gücü şüphesiz verir. Devrimden sonraki gün, sendikalar fabrikaları ve atölyeleri işgal edecek ve dünya kâr-piyasası için özdeş ürünler üretmeye devam etmek zorunda kalacak, tasarrufları ve kârları kendi aralarında bölüşecektir – ve elde ettikleri tek sonucun durumlarının daha da kötüleşmesi, üretimin durması ve tam bir imkânsızlık olduğunu görünce şaşıracaklardır.
Kâr-kapitalizminin takas ekonomisini, doğrudan sosyalist takas ekonomisine dönüştürmek tümüyle imkânsız hale gelmiştir. Bu aktarımın birden yapılamayacağı apaçıktır; eğer tedricen uygulama için bir girişimde bulunulursa, sonuç, devrimin en berbat şekilde parçalanması, hızla müteakip taraflar arasında en vahşi mücadelelerin yaşanması, ekonomik kaos ve politik despotizm olacaktır.
Ürünlerin imalatında ve dağıtımında adalet ve akıldan çok fazla uzaklaştırıldık. Her tüketici bugün tüm dünya ekonomisine bağımlıdır çünkü kâr ekonomisi tüketici ile ihtiyaçları arasına konmuştur. Yediğim yumurtalar Galiçya’dan, tereyağı Danimarka’dan, et Arjantin’den, ekmeğim için tahıl da Amerika’dan, takım elbisem için yün Avustralya’dan, gömleğimin pamuğu, botlarım için deri ve gerekli tabaklama malzemeleri, masa, sandalye, sıra, vs için tahta, hepsi Amerika’dan gelmektedir.
Zamane insanlar ilişkilerini kaybetmişler ve sorumsuzlaşmışlardır. İlişki, insanları bir araya getiren ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için birlikte çalışmasını sağlayan bir çekimdir. Bu ilişki, ki onsuz yaşayan insanlar olamayız, dışsallaştırılmış ve şeyleştirilmiştir. Tüccar ürünlerini kimin satın aldığını umursamaz; proleterya ne yaptığını veya nerede çalıştığını umursamaz; teşebbüsün doğal ihtiyaçları karşılama amacı yoktur; teşebbüsün tüm ihtiyaçları karşılayabilecek, düşünmeden, mümkün mertebe çalışmadan, diğer bir deyişle mümkün mertebe tabi kılınan öteki insanların çalışmasıyla, parayla, şeyleri mümkün olan en büyük miktarlarda elde etme şeklinde yüzeysel bir amacı vardır. Para ilişkileri yutmuştur ve dolayısıyla bir şeyden daha fazlasıdır. Amaçlı bir şeyin işareti, ki doğa dışında suni olarak işlenmiştir, artık büyüyememesi, çevresinden malzeme veya enerji çıkaramayıp sakin bir şekilde tüketilmeyi beklemesi, kullanılmadığı takdirde er ya da geç bozulmasıdır. Büyüyen şey kendi hareketine ve kendi nesline sahip olup bir organizmadır. Ve bu bakımdan para suni bir organizmadır; büyür, döl üretir, her nerede olursa olsun çoğalır ve ölümsüzdür.
Fritz Mauthner (Dictionary of Philosophy) “Tanrı” kelimesinin aslen “put” kelimesi ile özdeş olduğunu ve her ikisinin de “dökme (metal)” anlamına geldiğini göstermiştir. Tanrı insanlar tarafından yapılarak hayat bulan, insanların yaşamını kendisine çeken ve sonunda tüm insanlıktan daha güçlü bir hale dönüşen bir üründür.
İnsanoğlunun bugüne kadar fiziken yarattığı tek “dökme metal”, tek put, tek Tanrı paradır. Para sunidir ve canlıdır, para parayı doğurur ve para ve para ve para yeryüzündeki tüm güce sahiptir.
Kim sosyalizm için bir şeyler yapmak isterse, sezilen ve fakat bilinmeyen neşe ve mutluluğun önsezisinden işe koyulmalıdır. Hala öğreneceğimiz çok şey var: çalışma neşesi, ortak çıkar neşesi ve karşılıklı sabır neşesi. Her şeyi unuttuk yine de hepimiz içimizde onu hala hissediyoruz.
Ancak bunu göremeyen, bugün de paranın, bu Tanrının insandan çıkmış ve yaşayan bir şeye dönüşmüş, bir şey-olmayanın, ruhtan başka bir şey olmadığını, paranın deliliğe dönüşen yaşamın anlamı olduğunu hala göremez. Para servet ihdas etmez, para servettir; kendi başına (per se) servettir, para hariç hiç kimse zengin değildir. Para gücünü ve yaşamını başka bir yerden alır; para bunları yalnızca bizden edinir; parayı zengin ve bereketli bir biçimde üretken kıldıkça kendimizi, hepimizi yoksullaştırırız ve baltalarız. İnsan kadınlardan yüz binlercesinin artık anne olamadığı neredeyse abartısız bir doğruya dönüşmüştür. Çünkü korkunç para tıpkı bir vampirin erkek ve kadından hayvan sıcaklığını ve erkek ve kadının damarlarından kanını emdiği gibi döl ve sert metal verir. Biz hepimiz dilencileriz ve yoksul garibanlarız ve budalayız çünkü para Tanrıdır ve çünkü para yamyama dönüşmüştür.
Sosyalizm bunun tersine çevrilmesidir. Sosyalizm yeni bir başlangıçtır. Sosyalizm doğaya geri dönüştür, ruhun yeniden bağışlanması, ilişkilerin yeniden kazanılmasıdır.
Bizim neden çalıştığımızı öğrenmekten ve bunu uygulamaktan başka sosyalizme giden başka bir yol yoktur. Günümüz insanlarının ruhlarını sattığı Tanrı ya da şeytan için değil, ihtiyaçlarımız için çalışıyoruz. Çalışma ve tüketim arasındaki bağlantının yeniden yapılanması: işte bu sosyalizmdir. Tanrı şimdilerde çok güçlü ve her şeye kadir hale gelmiştir ki bundan böyle yalnızca teknik bir değişim, takas sisteminde reform ile kaldırılamaz.
Bu yüzden sosyalistler üyelerinin ihtiyaç duyduğunu üreten yeni topluluklar oluşturmalıdır.
Ne insanoğlunu bekleyebiliriz ne de bireyler olarak içimizdeki insanlığı bulup yeniden yaratmadığımız sürece, ortak bir ekonomi ve adil bir takas sistemi için, insanoğlunun birleşmesini bekleyebiliriz.
Her şey bireyle başlar ve her şey bireye bağlıdır. Günümüzde bizi çevreleyen ve zincirleyen şeylerle kıyaslandığında sosyalizm, insanların bugüne kadar üstlenmiş olduğu en devasa görevdir. Bu görev cebir ve zekâ da dâhil dışsal çarelerle gerçekleştirilemez.
Başlangıç noktası olarak biraz yaşamı, yaşayan ruhun dışsal biçimlerini içeren pek çok şeyi hala kullanabiliriz. Eski ortak mülkiyetin kalıntılarına, çiftçilerin ve tarla işçilerinin yüzyıllar önce özel mülkiyete geçmiş olan, asli ortak mülkiyet anılarına sahip topluluklarından ve de tarla ve zanaat işleri için ortak ekonomiyi hatırlatan geleneklerden faydalanılabilir. Çiftçinin kanı pek çok kent proletaryasının damarlarında hala dolaşmaktadır; Kent proletaryası bunu tekrar dinlemeyi öğrenmelidir. Amaç, hala çok uzak olan amaç, bugün genel grev olarak diğer bir deyişle, başkaları, zenginler, putlar ve canavarlık için çalışmayı reddetmek şeklinde adlandırılmaktadır. Genel grev – fakat elbette ki bugün ilan edildiği şekilde ve anlık başarısının çok belirsiz ve nihai başarısızlığının mutlak kesin olduğu başkaldırı ile birlikte kollar çapraz tutulu pasif genel grevden farklı olan genel grev – kapitalistlere şöyle seslenir: “En uzun kimin dayanabileceğini görelim!” Genel bir grev, evet! Fakat aktif olan bir grev, zaman zaman devrimci genel grevle ilişkili, sade dilde “yağmalama” denilenden çok farklı bir eylem. Aktif genel grev yalnızca çalışan insanların faaliyetlerinin, emeklerinin bir gıdımını bile başkalarına vermeyi reddedebildiği, sadece kendi ihtiyaçları, kendi gerçek ihtiyaçları için çalıştığı zaman muzaffer olacaktır. Bu hala çok uzaktır – fakat sosyalizmden hala çok uzak olduğumuzun, uzun, çok uzun bir yola başladığımızın farkında olmayan kim? İşte bu yüzden Marksizmin can düşmanıyız: çünkü Marksizm çalışan insanların sosyalizmle başlamalarını engellemiştir. Tamah ve zorluğun taşlaşmış dünyasından bizleri çıkaracak olan sihirli sözcük “grev” değil, “çalışmak”tır.
Tarım, endüstri ve zanaat, akli ve fiziki çalışma, öğretme ve çıraklık sistemi yeniden birleştirilmelidir; Peter Kropotkin bunu başarma yöntemlerine dair kendi kitabı Tarla, Fabrika ve Atölye’de çok değerli şeyler söylemiştir.
Halktan, tüm halktan, tüm halkımızdan umudumuzu kesmemeliyiz. Elbette bugün halklar yoktur. Devlet ve para halkın, diğer bir deyişle ruhla birleşmiş insanların yerini alırken bireyler bölünmüş insan parçalarına indirgenmiştir.
Yalnızca ilerlemeci ve ruhsal olan bireyler bir kez daha halkın ruhu ile dolduğu zaman, halkın ön bir biçimi yaratıcı insanlarda yaşadığında ve yürekleri, akılları ve elleri ile hakikatte gerçekleşme talep ettiğinde Halk, varlığa döndürülebilir.
Sosyalizm, her tür bilgiyi gerektirse de bir bilim değildir – doğru yolu yürümek adına, hurafeyi ve yanlış yaşamı terk etmek için gerekli bir koşuldur. Bununla birlikte sosyalizm kesinlikle bir sanat, canlı malzemeyle inşa eden yeni bir sanattır.
Şimdi, tüm sınıflardan kadınlar ve erkekler halka varmak için halkı terk etmeye çağrılmaktadır.
Çünkü işte görev budur: halktan umudu kesmemek fakat aynı zamanda halkı beklememek. Her kim içinde taşıdığı halk cevherine hakkını verirse, her kim kendisi gibi başkaları ile bu doğmamış tohumun ve basıncın hayali biçiminin hatırına, sosyalist düzeni gerçekleştirmek için yapılabilecek her şeyi gerçeğe dönüştürmek amacıyla birleşirse halkı halka gitmek üzere terk eder.
Sosyalizm, kendisi için birleşen, var olan adaletsizlik için en derinden tiksinti ve hakiki bir toplum oluşturma için en güçlü arzuyu ve özlem hissini duyanların sayısına bağlı olarak farklı bir gerçekliğe dönüşecektir.
O halde sosyalist haneleri, sosyalist köyleri, sosyalist toplulukları kurmak için birleşelim.
Kültür herhangi bir özel teknoloji biçimine ya da ihtiyaçların tatminine değil, adaletin ruhuna dayanır.
Sosyalizm çevremizde ve içimizde berbat koşullar yüzünden acı çeken herkesin davasıdır ve çoğu sınıf yakında herkesin bugün şüphe ettiğinden daha çok acıya katlanacaktır. İşçi birlikleri dâhil hiç kimse ahlak ve kendi kefareti açısından parasını tek kalemde vermek ve bu para ile sosyalizmin başlangıcı için toprağı özgürleştirmek dışında sahip olduğu parası ile daha iyi bir şey yapamaz. Toprak özgür olduğunda hiç kimse bu toprağın satın alındığını söyleyemeyecektir
Kim sosyalizm için bir şeyler yapmak isterse, sezilen ve fakat bilinmeyen neşe ve mutluluğun önsezisinden işe koyulmalıdır. Hala öğreneceğimiz çok şey var: çalışma neşesi, ortak çıkar neşesi ve karşılıklı sabır neşesi. Her şeyi unuttuk yine de hepimiz içimizde onu hala hissediyoruz.
Sosyalistlerin kapitalist pazar ile mümkün mertebe irtibatlarını kestiği ve dışarıdan hala gelmesi gereken değer kadar ihracat yaptığı bu yerleşimler sadece küçük başlangıçlardır ve denemelerdir. Böylelikle insan kitleleri, topluluğun yüreğindeki neşe, kendisi ile mutmain yeni ilkel saadete imrenme ile üstesinden gelecektir ki bunlar ülke üzerinde parlamalıdır.
Gerçeklik olarak sosyalizm yalnızca öğrenilebilir; sosyalizm, tüm yaşam gibi bir girişimdir. Şiirsel sözcükler ve betimlemelerle biçimlendirmeye çalıştığımız her şey – işteki çeşitlilik, akli çalışmanın rolü, en uygun ve en az sorgulanabilir takas aracı biçimi, hukuk yerine sözleşmenin takdimi, eğitimin yenilenmesi, tüm bunlar gerçekleştirme eyleminde gerçeğe dönüşecek ve kesinlikle önceden belirlenmiş bir şablona göre düzenlenecektir.
Muhtemelen ileride, düşünce ve tahayyülde net olarak ortaya konmuş biçimlere sahip toplulukları ve sosyalizm topraklarını beklemiş ve öngörmüş olan kişileri hatırlayacağız. Realite kendi bireysel oluşumlarından farklı görünecektir fakat onların bu imgelerinden kaynaklanacaktır.
Burada Proudhon’u ve onun keskin bir biçimde tanımladığı, sözleşme ve özgürlük ülkesine dair asla belirsiz olmayan tasavvurlarını hatırlayalım. Henry George, Michael Flürscheim, Silvio Gesell, Ernst Busch, Peter Kropotkin, Elise Reclus ve başka pek çok kişi tarafından görülmüş ve tarif edilmiş birçok iyi şeyi hatırlayalım.
Hoşumuza gitse de gitmese de geçmişin varisleriyiz; gelecek nesillerin bizim varislerimiz olması için irade toplayalım ki böylece tüm yaşamımızda ve eylemlerimizde gelecek nesilleri ve çevremizdeki insan kitlelerini etkileyelim.
Bu tümüyle yeni bir sosyalizm, yeniden yeni olan bir sosyalizmdir; zamanımız açısından yeni, ifade açısından yeni, geçmişe dair görüşü açısından yeni, pek çok ruh halleri açısından da yenidir. Neyin var olduğuna yeni bir bakışla bakmamız da gerekmektedir: insan sınıflarına, kurumlara ve geleneklere yeniden bakmalıyız. Şimdilerde köylüleri tümüyle yeni bir ışık altında görüyoruz ve bize nasıl muazzam bir görev (onlara konuşmak, aralarında yaşamak ve içlerinde solan ve körelen şeyleri – dini, dışsal ya da yüce bir güce inanç değil, yaşadığı müddetçe birey insanoğlunun kendi içindeki gücüne ve mükemelleştirilebilirliğine inanç – canlandırmak ve yeniden diriltmek görevi) bırakıldığını biliyoruz. Köylünün ve toprak sahibi olmaya sevgisinin nasıl korkulan olduğunu [biliyoruz]: köylülerin çok fazla toprağı yoktur, çok az toprağı vardır ve bu onlardan alınmamalıdır, onlara verilmelidir. Fakat elbette herkes gibi onların da her şeyden önemlisi ihtiyaç duyduğu şey ortak, komünal ruhtur. Ancak onlarda bu ruh, kentli işçilerdeki kadar çok gömülmüş değildir. Sosyalist yerleşimcilerin sadece mevcut köylere gidip oralarda yaşamaları gerekmektedir ve canlanabilecekleri ve on beşinci ve on altıncı yüzyılda içlerinde olan ruhun bugün bile yeniden uyandırılabileceği görülecektir.
insanlara bu sosyalizmden yeni bir dille bahsedilmelidir. Burada birinci, ilk girişimde bulunulmaktadır. Bizler, bizler ve başkaları bunu daha iyi yapmayı öğreneceğiz. Bizler ruhsuz sosyalist biçim olan kooperatiflere ve amaçsız cesaret olan sendikalara sosyalizmi getirmek istiyoruz.
İstesek de istemesek de konuşma ile kalmayacağız; daha ileri gideceğiz. Şimdiki zaman ile gelecek zaman arasında bir boşluk olduğuna artık inanmıyoruz; biliyoruz: “Amerika ya buradadır ya da hiçbir yerdedir”. Şimdi, şu anda yapmadığımız ne varsa onu hiçbir zaman yapmayacağız.
Tüketimimizi birleştirebilir ve her tür paraziti yok edebiliriz. Kendi tüketimimiz için mal üretmek üzere bir sürü zanaat ve endüstri tesis edebiliriz. Bunda, kooperatiflerin şimdiye kadar ilerlediğinden daha ileriye gidebiliriz, zira onlar kapitalist-yönetimli teşebbüs ile rekabet etme fikrinden hala kurtulamıyorlar. Onlar bürokratik, onlar merkeziyetci; işverene dönüşmenin ve sendikalar üzerinden işçileri ile sözleşme aktetmenin dışında kendilerine yardım edemezler. Tüketici-üretici-kooperatifte her bir kişinin kendisi için hakiki bir takas ekonomisi içerisinde çalıştığı, bu ekonomi içerisinde kârlılığın değil işin verimliliğinin belirleyici olduğu; pek çok teşebbüs biçiminin, ör. küçük teşebbüsün, kapitalizmde kârsız olsa da burada tamamen verimli olduğu ve sosyalizmde hoş karşılandığı onların aklına gelmez.
Siz ressamlar, şairler, müzisyenler bunu biliyorsunuz ve yeni halklardan çıkacak olan gücün ve şevkin ve tatlılığın sesleri şimdiden sizden bahsediyor. Tüm kimsesizliğimizde parçalanmış genç insanlar yaşıyor, sağlam insanlar, eski insanlar, test edilmiş ve onaylanmış, asil kadınlar:
Yerleşimler kurabiliriz, gerçi bunlar bir çırpıda kapitalizmden tümüyle kaçamazlar. Fakat biz sosyalizmin bir yol, kapitalizmden uzak bir yol olduğunu ve her yolun bir başlangıcının olduğunu biliyoruz. Sosyalizm, kapitalizmden çıkmayacaktır, ondan uzakta büyüyecektir; kendisini kapitalizme kapatacaktır.
Toprak satın alma aracı ve bu yerleşimlerin ilk işletim fonları, sendikalar ve bize katılan işçi grupları vasıtasıyla ve bize ya tamamen katılmış ya da en azından davamıza katkıda bulunan zengin adamlar kanalıyla tüketimlerimiz bir havuzda toplanarak elde edilecektir. Tüm bunları beklemekte ve bu beklentiyi ilan etmekte tereddüt etmiyorum. Sosyalizm çevremizde ve içimizde berbat koşullar yüzünden acı çeken herkesin davasıdır ve çoğu sınıf yakında herkesin bugün şüphe ettiğinden daha çok acıya katlanacaktır. İşçi birlikleri dâhil hiç kimse ahlak ve kendi kefareti açısından parasını tek kalemde vermek ve bu para ile sosyalizmin başlangıcı için toprağı özgürleştirmek dışında sahip olduğu parası ile daha iyi bir şey yapamaz. Toprak özgür olduğunda hiç kimse bu toprağın satın alındığını söyleyemeyecektir – kendisi de bunu hissetmeyecektir bile -. Çok titiz olmayın, siz işçiler: ayakkabı, pantolon, patates, ringa balığı satın alıyorsunuz; siz, çalışan ve acı çeken insanlar, talihinizin şu ana kadar size oynattığı rol ne olursa olsun, kendi özgürlüğünüzü adaletsizlikten satın almak için gücünüzü bir araya toplamanız ve şu andan itibaren kendi topluluğunuz için ihtiyacınız olanı kendi toprağınız üzerinde yapmanız güzel bir başlangıç olmaz mıydı?
Unutmayalım: eğer doğru ruha sahipsek, o zaman toplum için ihtiyaç duyduğumuz her şeye sahibizdir: bir şey hariç: toprak. Toprak için açlık başınıza gelmeli, siz büyük şehrin insanları!
Kendi kültürleri ile sosyalist koloniler toprakta her yerde, kuzeyde, güneyde, doğuda ve batıda, kâr ekonomisinin süfliliğinin ortasında, her ilde dağıldığında ve görüldüğünde, tarifsiz fakat sessiz tutumlarında yaşama sevinci hissedildiğinde imrenme giderek artacaktır. O zaman, inanıyorum ki halk ilerleyecektir. Halk görmeye, bilmeye ve emin olmaya başlayacaktır. Dış görünüşte sosyalistçe, müreffeh ve keyifli yaşamak için sadece tek bir şey eksik olacaktır: toprak. Ve ardından halklar toprağı özgür kılacak ve artık sahte tanrı için değil insanlar için çalışacaktır. Sonra? Sadece başla: en küçük ölçekte ve en az sayıda insan ile başla.
Devlet, diğer bir deyişle hala cahil olan kitleler, imtiyazlı sınıflar ve her ikisinin de temsilcileri, icrai ve idari kast, bu işe başlayanların yolu üzerinde en büyük ve en küçük engelleri yerleştirecektir. Bunu biliyoruz.
Tüm bu engeller, eğer gerçek engeller iseler, onlarla bizim aramızda en küçük bir boşluk bırakılmaması için yakın ve bir arada durmamız halinde yok edilecektir. Bunlar artık sadece beklentilerde, hayallerde, korkulardaki engellerdir. Bunu şimdi görüyoruz: zamanı geldiğinde yolumuzu her tür engelle kapatacaklardır – ve bu yüzden bizler bu arada hiçbir şey yapmamayı seçeceğiz.
Köprüyü, köprüye geldiğimizde geçeceğiz! Şimdi ileri doğru hareket edelim ki böylece çoğalalım.
Hiç kimse halka şiddet uygulayamaz, bu halkın kendisi hariç.
Ve halkımızın büyük bir kısmı adaletsizliğin ve kendilerine bedenen ve ruhen zarar verenin tarafını tutacaktır çünkü ruhumuz yeterince güçlü ve ikna edici değildir.
Ruhumuz ateş almalı, aydınlatmalı, baştan çıkarmalı ve cezbetmelidir.
Konuşma bunu hiçbir zaman tek başına başaramaz; en güçlü, öfkeli ya da en nazik konuşma dahi yapamaz.
Sadece örnek, bunu başarabilir.
Örneklemeliyiz ve yol göstermeliyiz.
Örneklemek ve Fedakârlık ruhu! Geçmişte, günümüzde ve gelecekte, bu şekilde yaşamayı sürdürmenin imkânsızlığından dolayı her daim isyanda olan bu düşünceye fedakârlık üstüne fedakârlık yapılacaktır.
Şimdi, doğru yaşam biçimi için örnek sunmak üzere başka tür fedakârlıklar, kahramanca olmayan, sessiz, etkileyici olmayan fedakârlıklar yapmak gerekmektedir.
Sonra az olan çoğa dönüşecek ve çok olan da az olacak. Yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce -çok az çok az!
Yine de engeller aşılacak zira doğru ruh sahibi olanlar kurarak en güçlü engelleri yok edecek.
Sosyalizmi inşa etmek için elinden geleni yapmak isteyen herkese çağrıda bulunuyorum. Sadece şu an gerçektir ve insanlar şu an yapmadığı her şeyi birden yapmaya başlamayacak, sonsuza dek yapmayacaktır. Hedef halktır, toplumdur, topluluktur, özgürlüktür, güzelliktir ve yaşam sevincidir.
Ve nihayet, nihayet çok uzun zamandır parlamış ve alevlenmiş olan sosyalizm, en sonunda ışık yayacak. Ve insanlar ve halklar büyük bir kesinlikle bilecekler: sosyalizm ve sosyalizmi gerçekleştirecek araçlar, tümüyle ve topyekûn, kendi içlerindedir, onların arasında bulunmaktadır ve sadece tek bir şeyden yoksundurlar: toprak! Ve toprağı özgür kılacaklar çünkü hiç kimse halka engel çıkarmayacak zira halk artık sosyalizme gölge etmeyecek.
Sosyalizmi inşa etmek için elinden geleni yapmak isteyen herkese çağrıda bulunuyorum. Sadece şu an gerçektir ve insanlar şu an yapmadığı her şeyi birden yapmaya başlamayacak, sonsuza dek yapmayacaktır. Hedef halktır, toplumdur, topluluktur, özgürlüktür, güzelliktir ve yaşam sevincidir. İnsanların slogan atmasına ihtiyacımız var; bu yaratıcı arzu ile dolmuş herkese ihtiyacımız var; eylem adamlarına ihtiyacımız var. Bu sosyalizm çağrısı, ilk başlangıcı yapmak isteyen eylem adamlarına ithaf olunur.
Bu kelimeleri ve kelimelerin arkasındaki hissiyatı hâlihazırda kendisine ithaf edildiği zaman duymamış olan herkese şimdi kısmen söylenmesine izin verin: insanların bizleri anlayabilmesi için benzeri pek çok fikri seslendirdiğimiz ve yanlış uygulanmış ya da yetersiz eğreti, güncel kelimeleri reddettiğimiz gibi, aynı durum bu kelimenin, sosyalizmin başına da gelebilir. Belki de bu çağrı daha iyi, daha derin ve daha ümit verici bir kelime bulma yolunun da başlangıcıdır. Herkes hâlihazırda bilmelidir ki sosyalizmimizin kırsal, pastoral barış ile sırf ekonomiye ve hayatın gerekleri için çalışmaya adanmış geniş bir yaşam arzusuyla ya da muhteşem rahatlıkla hiçbir ortak yanı bulunmamaktadır. Burada ekonomiden çok konuşuldu; ekonomi kendi yaşamımızın temelidir ve öyle dönüşmelidir ki hakkında az konuşulur hale gelsin. Selam olsun içinde olduğumuz bu zamanda hiç bir ekonomiye ve hiçbir mekâna katlanmayan siz avarelere, berduşlara ve serserilere. Selam olsun yaratıcılığı zamanı aşan sanatçılara. Selam olsun yaşamlarını soba borusunda pörsütmek istememiş siz eski savaşçılara! Bugünün savaş, savaş tehditleri ve vahşilik dünyasında ne varsa hepsi neredeyse tümüyle kimsesizlik ve tamahın yalnızca kaba bir maskesidir: kişilik, vefa ve şövalyelik ender bulunur hale gelmiştir. Selam olsun, hiçbir kelimenin dışarı çıkmadığı kalplerinin derinliklerinde önerileri olan siz kekemelere, siz sessiz olanlara: bilinmeyen yücelik, konuşulmayan mücadeleler, ruhun derinden acı çekişi, delişmen neşeler ve kederler şu andan itibaren hem bireyler hem de halklar açısından insanoğlunun talihi olacaktır.
Siz ressamlar, şairler, müzisyenler bunu biliyorsunuz ve yeni halklardan çıkacak olan gücün ve şevkin ve tatlılığın sesleri şimdiden sizden bahsediyor. Tüm kimsesizliğimizde parçalanmış genç insanlar yaşıyor, sağlam insanlar, eski insanlar, test edilmiş ve onaylanmış, asil kadınlar: orada burada, kendi bildiklerinden daha fazlası olan çocuk kalpli insanlar yaşıyor. Her birinin içinde bir gün yeni insanları ele geçirecek ve şekillendirecek ve ileri sürecek inanç ve büyük neşe ve büyük acının kesinliği yaşıyor. Acı, kutsal acı: gel, ah gel yüreklerimize! Bulunmadığın yerde barış asla olmayacak. Siz hepiniz – ya da o zamanlar çok mu azdınız?- rüyanın güldüğü ve ağladığı siz hepiniz, eylem soluyan siz hepiniz, içinizde derin coşkuyu hisseden siz hepiniz, günümüzde çevremizde olan hırpani saçmalık ve süflilik için değil sefalet ve zorluk denen dava ve delilik ve gerçek sıkıntı için umutsuzluğa kapılmak isteyen siz hepiniz, bugün yalnız olan ve içinde içsel bir biçim, imge ve bastırılmış yaratıcı enerji ritmi barındıran siz hepiniz, yüreklerinizden buyurabilen siz hepiniz: sonsuzluk adına, ruh adına, hakiki yol olmak isteyen imge adına insanoğlu helak olmasın. Bugün kendisine zaman zaman proletarya, zaman zaman burjuva, zaman zaman yönetici kast denen gri-yeşil, kalın çamur ve her yerde, yukarıda ve aşağıda bulunan tiksindirici kütleden başka bir şey değildir. İnsanlar tarafından çarpıtılan bu korkunç itici tamahın, doymuşluğun, yozlaşmanın bundan böyle bizi kirletmesine ve boğmasına izin verilemez: hepsi sosyalizme çağrılmaktadır.
Bu bir ilk sözdür. Daha da fazlası söylenmelidir. Söylenecektir. Burada çağrılan ben ve diğerleridir.
Çev: Nesrin Aytekin
https://itaatsiz.org/?p=5545
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.09.05 19:13 blackpill999 Uğraşmak mı? Ne için ve kim için?

Water is wet niteliğinde bir post olacak kusura bakmayın, normie ve redpillci akınına uğrayan zihinlere blackpill serpiştirmek şart oldu...
İlişkileri başlatan da ayakta tutan da sekstir, erkekler 10 üzerinden üçlük kızlara bile cinsel arzu besleyebilirken(bazı erkekler dibi bile görebilir), kadınlara doğanın verdiği seçicilik gereği alt sınır 10 üzerinden 8.5'luk erkeklerdir. Bu üst segment erkekleri ayartma hayalleri ile zihinleri dolu olan kadınlar bir de ortalama ve ortalama altı erkeklerin seks amaçlı ilgisine maruz kalınca çarşı pazar iyice karışıyor. Uğrunda uğraşılmaya değecek üst segment kadınları hiçbir zaman etkileyemeyeceksin, uğraşarak ulaştığın kadınlar da aslında senin looksmatchin veya daha altı olacak.
"Her topal atın bir kör alıcısı vardır." cümlesi sanki iyi bir şeymiş gibi söyleniyor, durumun barındırdığı zavallılığın kimse farkında değil. Birçok kadın için de 'It's over' ama seks amacıyla kendilerine ilgi gösteren erkekler 'sayesinde' bunu görmüyorlar. İlişkilerin çoğunda kadının çenesinden şikayetçi olan erkek sayısının fazla olması uydurulmuş bir komedi unsuru değil, hayatın gerçeği. Chad segmentine ulaşamamış kadın bunun acısını ilişki boyunca partnerinden çıkarıyor, erkek de bir şey diyemiyor seks fırsatını yitirmemek için...
Gelenekçi öğretilerle yetiştirilmiş kızlar var, hayatımı düzene koyayım hem de düzenli seks bulurum diyerek evlensen, yüksek ihtimalle o kızın psikolojik sorunlarıyla boğuşacaksın. Ayrıca, seks yapabilmek için evlenmek zorunda olmak yeterli bir blackpill dozu değil mi?
Alternatifsizsin. Birisini bulduğunda tüm avantaj onda olacak, sümsük gibi yapışacaksın ona seni bırakmasın diye. Senin ilişkiye başlayabilmek için ayaklarına kapandığın kızlar Chad'lerin tek sözüyle diz çökecekler.
Şimdi, böyle bir manzarada hiç uğraşmamak mı loserlıktır, yoksa bir tanesi belki tutar umuduyla minimum 300 kıza yürümek mi?
submitted by blackpill999 to turkincel [link] [comments]


2020.05.21 18:35 Xwiasy Bilgiler copy paste ama bi okuyun derim.

Sünnet olduysanız cinsel ilişkiden sadece boşalırken zevk alırsınız .Bir erkek olarak sizinle ilgili yazılmış son derece önemli bir metni okumamak size kalmış. Dikkat ettiyseniz kadınlar ilişki boyu zevk alırken sizin 3 saniye ile sinirli . Sünnet den sonra 8 katman keratin layerin üstüne birde lateks kondom takacaksınız hiçbirşey hissetmezsiniz. İlk boşalmada da çok erken boşalırsınız bunun sebebi zevk aldığınız için değil sünnetsiz ken 37 derece sıcaklıkta olması gereken penis başı 26 ya kadar düşer . Sıcak vajina içi 37 derece olduğu için aniden surturnmesiz uyarılır erken boşalırsınız . İnanmayan sıcak su dolu poşete cinsel organını yatırsın beklesin . Sünnet mastürbasyondan ve cinsel ilişkiden zevk almamak için yapılır. Bana gelip sağlıklı gavurlar bile oluyor demeyin . Sadece amerikalılar oluyor çünkü 1980 de amerikan katolik büyük papası erkek çocukların mastürbasyon cinsellik yüzünden gunah kazanmaması için sünnet olmasını emretmiştir . Halife gibi düşünün . Unutmayın , Tanrı kusursuzdur . Tanrı dilese idi sünnetli yaratırdı . Nokta sünnet te foreskin dediğimiz deri kaybedilir. o derinin işlvei penis başının Hassaslığını korumaktır. o deri kaybedildiğinde keratin denen vücüt tarafından üretlien protein tabakası(keratin layer) dediğimiz katman oluşur. keratin neden üretilir? çünkü hassas penis başını koruyacak foreskin deri olmadğığı için vücüt dış etkenlerden sürtünmeden etkilenmesin diye penis derisini kalınlaştırıda kalınlaştırır 4 kat üst üste prezervatif takılmış gibidir. birde ilerde sikişirken bir tane oldumu sana 5? . sırada ise bu keratin adlı maddenin cinsel ilişki sırasında hissiyatı nasıl köreltdiğini açıklacağım . keratini nasıra benzetebiliriz . ölü deri diyebiliriz . amacı penis başının derisinin kanamasını , sinirr hücreleninin zarar görmesini önlemek . foreskin göz kapağınızdır . ölmüş hayvan görmüşsünüzdür. gözü bulanıklaşır . sebebi vücüdün oraya keratin gönderip deriyi kalınlaştırmasıdır. erken boşalmanın sebebi ise sünnetli penis başının sıcaklığı 26ya kadar düşer . sıcak vajina içi 37 derecedir . 11 derecelik bu fark yüzünden penis ani uyarım yaşar.onuç olarak Tanrı nın yaratma bilgisinden iyi biliyorsan Tanrıya söyle seni müteahit olarak işe alsın nede olsa Tanrının yaratma bilgisinden daha fazla biliyorsun sünnet faydalıdır , Tanrının yarattığı deri gereksizdir diyerek. son olarak : İslamda sünnet yoktur. yahudi ve eski arap geleneğidir . amacı kişinin mastürbasyon ve cinsel ilişkiden zevk almamasıdır. kuranda yazmayan bir hurafedir , orta çağ işkencesidir. müslümanlar alınmasın bu postu okurken . inandığınız sünnet (hadis kitabı) na bakarsanız kadın sünnetinide görürsünüz. kelime kökeni hıtan'dır . türkçeye sünnet diye geçmiştir ve anlamı cinsel organın kesilmesidir - cinsiyet farketmeksizin. ateist bilim tavsiye ediyorsa evrimsel süreçte penisin yeteri kadar evrimleşemediğini idda ettiğindendir , tanrı olsaydı insan kusursuz yaratılırdı dediğinden. Tanrı vardır , kusursuz yaratır , sünnet derisi cinsellik açısından önemli bir organdır ilk 3 yaşında olası hastalıkları engellemek için tanrı öyle yaratmış. kızlarda kızlık zarı erkeklerde ise sünnet derisi yapışıktır. sonra erkekler cinsel zevklerinden vazgeçip o deriyi keser ve erkek olduğunu idda eder.mastürbasyon dan aldığı zevk maksimum 3 saniye olur . Oysa tam cinsel organa sahip kişiler o sırada kendilerinden geçer , istemsiz ses bile çıkarırlar . yahudi ve mısır geleneğidir. Amacı cinsel hayati ve dürtüleri söndürmektir Kadınlar la erkekler arasında cinsel organ da fark yok . Sen cinsel organını çocukken kestin mi onu söyle . Sorun neyde o zaman anlarsın . " Tanrının kusursuz yaratığı insanin cinsel organı " (erkek cinsel organı hariç .) . Yada yıllarca sizi cinsellikten zevk almanızı engelleyen bu " hadm " sağlık diye kandırdılar . Sünnetin cinsiyetinin olmadığını , hem kadına hem erkeğe yapıldığını , cinsel hazzı yok etmek için olduğunu , antik mısırda kölelere yapıldığını biliyormuydunuz ? ŞU SİKTİGİMİN ARAP GELENEĞİNDEN VAZGECİN ARTİK . Beyler kendinize gelin amina koyim neden cinsel zevkinizin yüzde 80ine yakınından vazgeçiyorsunuz? Sünnetin amacının kadın ve erkeğin cinsel ilişkiden zevk almamasının amacı olduğunu ne zaman öğreneceksiniz ? Peygamber hadis diyorsunuz o hadisi okuyun hem erkek hem kadın sünnet edilmesi gerekir diyor uydurma hadis tamamen arap geleneği . Sünnet kadında klitoris kesilmesi erkekte asıl zevki veren foreskin denen zengin zevk veren 20.000e yakin sinir ucu içeren deri nin mastürbasyon ve ilişkiden zevk alınmaması için kesilmesidir . Kayıp, Yüzde 60 zevk veren sinir hücresi kaybı + sürtünme sonucu deformasyon keratinlesme , total de yüzde 80e yakin his ve zevk kaybı .. lAma size hem atik gereksiz deri dendi . Gelelim dini boyuta . İncil- Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir. 1.KORİNTLİLER 12:18 kutsal incil Tanrı dileseydi sünnetli yaratırdı Eğer sünnet olmak faydalı olsaydı tanrı sünnetli yaratırdı Kuran . 4 - 4- Biz insanı en güzel biçimde yarattık. "Sizi yarattım ve şeklinizi en güzel şekilde yaptım."(Mümin 64) diyen Allah'ın sözünü umursamayıp "Onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını/yarattıklarını değiştirecekler"(Nisa 119) diyen şeytanın emrine uymaktır. Tanrı insan bedenini kusursuz yaratmıştır . Ulan araplar gibi pislik 3 ayda yıkanan bir milletin sıkı iltihap oldu diye neden cinsel zevkinizin yüzde 80inden mahrum kalasınız ? Yüzde 80 = Yüzde 60 zevk veren sinir hücresi kaybı + sürtünme sonucu deformasyon keratinlesme , total de yüzde 80e yakin his ve zevk kaybı . Foreskin penis başını korur . Tıpkı ağzınızın dilinizi sürekli nemli tutması kurumasını önlemesi gibi. Normalde penis başı nemlidir ve ıslak görünümlüdür tıpkı dil gibi. Hasta olduysanız ağzınız açık uyursanız diliniz kurur nemini kaybeder ertesi gün yemek yerseniz tat alamazsınız . Yapmayın etmeyin gençler yıl olmuş 2020 okumuş insanlarsiniz sünnetli kendisin daha iyi olduğunu idda etmek Tanrıdan daha iyi bildiğini Tanrıdan insan bedenini daha iyi sekle koyduğunu idda etmektir . Bildiğiniz Şirktir
Aynı zamanda sünnet cinsel açlığı artıracaģından sünnetin yaygın olduğu ülkelerde tecavüz ve cinsel açlık daha fazladır risin makalede unutuğu bir bölüm zaten mantık ilişkisi kurarsanız anlarsınız normalde saģlıklı bir durum değil olmak sağlık için olunmadığı veya işeme problemi olmadığı sürece
submitted by Xwiasy to KGBTR [link] [comments]


2020.03.16 13:18 fgmer Yeryüzündeki en ihtişamlı varlık erkeklerdir.

Yeryüzündeki en ihtişamlı varlık erkeklerdir. Kadınların eşdeğeri ise dişi maymundur. Kadınların bu dünyada çocuk doğurmak ve onu büyütmekten başka hiçbir işleri yoktur. He bir de mutfak robotu olarak kullanılırlar. Erkekler kadınlar olmadan da yaşayabilir ama kadınlar erkekler olmadan yaşayamaz. Genetik, biyolojik, fiziksel, zekasal ve güç olarak erkekler kadınlardan yine üstündür. Dünyadaki tüm önemli buluşlar erkekler tarafından yapılmıştır. Dünyanın devrini değiştiren tüm olaylar yine erkeklerin eseridir. Savaşları erkekler çıkarmış, erkekler bitirmiştir. Kadınlar ise savaşta köle olarak kullanılmıştır. Kadın peygamber bile yoktur. Kuranı kerimde kadınlara en ufak ödül bile yoktur. Erkeklere ise bir sürü huri verilir. Kocasına itaat etmeyen kadının dövülmesi de emredilir. Askerlerin yüzde %95'i, polislerin %90'ı yine erkeklerdir. 14 bakan vardır sadece 1 tanesi kadındır o da feminist kezbanlar ses çıkarmasın diyedir. Tarih boyunca hiçbir zaman Arap veya Türk bir kadın cumhurbaşkanı olmamıştır. Bir erkek 3 kadınla rahatlıkla baş edebilirken 3 kadın bir erkeği alt edemez. Dünyadaki en ucube erkek bile kadınların en iyisinden kat ve kat üstündür. Erkek makyaja ihtiyaç duymaz. Sabah kalkar saçını tarar üstünü giyer ve dışarı çıkar. Türk kızlarının ise %95'i çirkindir. 2 kilo makyaj, estetik, 1 kilo parfüm,topuklu ayakkabı, ve orasını burasını açarak dekolte ile erkeklerin dikkatini çekmeye çalışırlar. Hiç bir yerde erkek seks kölesi yoktur. Kadınların para karşılığı en rezil işte çalıştırıldığı genelevler vardır. Erkek eskort yoktur, kadın eskort vardır. Kadınlar bedenlerini para karşılığında rahatlıkla satabilirler. Kadınlar bi kavanoz kapağını bile açmaya acizken, erkekler boğa ile güreşecek kadar kuvvetlidir. Hâkim savcı avukat ve doktorların yine %75'i erkeklerdir. Dünyayı yöneten ailelerin başında yine erkekler vardır. Çeviklik hız cesaret dayanıklılık ve azim konusunda yine erkekler ezer geçer. Dünyanın çoğu bölgesinde kadınlar gece tek başına dışarı dahi çıkamazken erkekler istediği zaman dışarı çıkar, istediği zaman eve gelir. Ve hesap da vermez. Hayvanlarda bile erkekler yine üstün varlıktır. Erkek aslandaki kudrete ve ihtişama bakın, bir de dişi aslana bakın. Dişi aslanlar gider avlanır, eti ise önce erkek aslanlar yer. Allah bile kadınlara güvenmediği için saçlarını kapatmalarını, çarşaf giymelerini emretmiştir. Onu da geçtim Allah kadınlara bir kızlık zarı vermiştir, o zar bir kere bozulduğu an artık ikinci el mal durumuna gelmiş oldukları belli olsun diye. Erkeklerin ise böyle bir derdi yoktur. Cinsel ilişki sırasında da kadınlar yine aşağılanır. Erkekler yine kadınları altına alır. Buna daha yüzlerce madde daha eklenir ancak bu kadarı yeterli. Bunca şeye rağmen hâlâ kadın ve erkek eşittir diyen feministler lütfen bir siktirip gitsin. Kadınlar da yerini ve haddini bilsin. Siz vazgeçilmez değilsiniz. Kadın erkek eşittir diyenler, kendilerini kandıran zavallı varlıklardır. Kadınlar yalnızca yunan kanunları gereğince adalet karşısında eşittir. Tarih boyunca erkekler hep üstündür, ve her zaman da öyle kalacaklardır. Üzgünüm kızlar
submitted by fgmer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.02.03 02:07 paslaa İzmir Escort Kızıl Saçlı Gaye

Gaziemir Ucuz Escort Bayanlar Her Zaman Güvenilir mi? Bu konuda açık konuşmak gerekirse, bu ilişki türünde hizmet veren escort bayanlar, her zaman güvenilir olmaz. Biraz şans ve biraz dikkatle bu riski azaltabilecek olan kişi sizsiniz. Bu sektördeki her kadın, kendi ücretini kendi belirler ama izmirt ucuz escort bayanlara baktığınız zaman tek orgazm ilişkileri yaşayarak, Mümkün olan en fazla erkekle görüşerek sürümden para kazanmayı alışkanlık haline getirirler. Günde on tane kızıl saçlı escort izmir erkekle ilişki yaşayan bir kadında ne kadar güven ve sağlık bekleyebilirsiniz, onun kararını size bırakıyoruz. Her ucuz Gaziemir escort bayan bu şekilde çalışıyor dersek yalan söylemiş oluruz. Bazı bayanlar, özellikle öğrenci, kesiminden olanlar, daha uygun ücretler alarak, en az ilişki yaşayan kadınlardır. Öğrenci izmir escort bayanlar, günün büyük bölümünü okulda geçirir, daha sonra hazırlık yapmaya başlar ve kısıtlı bir randevu süresinde bir erkeğe randevu vererek günü kurtarmaya çalışır. Böyle bir seçim güvenli olabilir. Birde gecelik ve saatlik randevular veren güvenilir ucuz escort bayanlar vardır, bu bayanlar, sizin talebiniz neyse onu yaşatırlar, tek tek sizden bilgi alarak fiyat belirlerler izmir kızıl saçlı escort. Örneğin kucak dansı istiyorsanız kucak dansına ayrı para ödersiniz, striptize ayrı para ya da İzmir anal escort seks ve cim cif izmirt escort istiyorsanız, Gaziemir escort bayan her istek için ayrı ücret ister. Piyasada çılgınlıkları ve azgınlıklarını size mükemmel zevkler vererek yaşatacak hayattan daha fazla keyif almanızı sağlayan, inanılmaz yeteneklerde ucuz eskort kızlarda olduğunu unutmayın. Dediğimiz gibi bu kızlara ulaşmak biraz deneme yanılma yöntemiyle olacak bir olaydır. İzmir Mutlu Son Yapan Escort Kadınlar Masaj seven beyler, bazen escort bayanlardan bu isteklerde bulunabiliyorlar. Bu hizmet için oluşturduğunuz masöz Escort Gaziemir kategorimizdeki profesyonel masöz bayanlarla hem bedeninizi, hem ruhunuzu rahatlatabilirsiniz. Profesyonel İzmir masaj eskort deneyimini ve profesyonel seks deneyimini beraber alarak, dört dörtlük bir hizmetin keyfini çıkararak, kendinizi şımartabilirsiniz. Masöz eskort izmir bayanlar size erotik masaj yaparak ilişkiye hazırlayabilirler ya da gerçekten etkili bir masaj seansı ile vücudunuzdaki bütün stresten sizi kurtarabilirler. Farklı ve iliklerinize kadar sizi rahatlatacak bu deneyimi sunan tecrübeli bayanlar 24 saat size hizmet verirler. Kızıl saçlı, belindeki kemer olunacak escort. Yeni sevişme videosu video Kızıl saçlı İzmir escort. tecavüz anal gerekli eskort kızlarda.Taciz sevişme videosu izle izmir eskort için. Seks tecavüz dilber sen benim içime dol. hd sevişme videosular izle büyük kalçalı izmir escort twreek yapıyor mutlaka izlemelisiniz. İzmir Escort facebook
submitted by paslaa to u/paslaa [link] [comments]


2019.09.08 13:51 karmamarma1 BASTIRILMIŞ CİNSELLİK

Cinsellik kapalı bir kutu gibidir.halbuki gayet normal olan cinsellik sürekli bastırılır, ayıp gibi görülür. Aşırı baskı altıda o günah, bu ayıp tarzı söylemlerle yetişen genç kızlaerkekler, hemen her zaman seksten habersiz büyütülür, aileleri onların ‘seks dünyasını’ tanımalarını, bilmelerini engellerler.
Bu tür toplumlardaki, seksi öteleyen ailelerin illa dini bütün aileler olması gerekmez birçok laik ve kendine çağdaş diyen ailelerin de çocuklarına uyguladıkları muamele hemen hemen böyledir. Ergenlik yıllarında ailenin cinsel bir eğitim vermeyip, cinsel olayları çocuklara kötü olarak tanıtmaları sonucu;
Asosyal, gergin, sinirli, kolay parlayan, eleştiriye tahammülü olmayan, cinselliğini yaşayanlara nefret dolu, en alakasız obje ve durumlarla cinselliği bağdaştırabilen, çocuğunu da kendi gibi yetiştirme çabasında bir yetişkin olur. Bu sinirli yetişkinimiz, kızlı erkekli sosyalleşen, arkadaşlıklar kuran, birlikte yiyip içip gülüp eğlenebilen sağlıklı bireylere kin ve nefretle bakar, onların da tıpkı kendisi gibi sürekli cinsellik düşündükleri sanrısına kapılır. Çünkü kendi algısında kızların ve erkeklerin cinsellik düşünmeden bir arada bulunabilmesi kavramının içi boştur. Zihninin derinliklerindeki ezikliği daha da bastırdıkça, bunun dışarıya yansıması yükselen bir ego, kendiyle manasız biçimde gurur duyma şeklinde ortaya çıkar.
Türkiye de bu bastırmanın sonucu şu şekillerde görülüyor
-seksten utanmak -erken boşalma -sekse gereğinden fazla değer vermek -suçluluk duygusu -tiksinti (şiddetli bastırmalarda görülüyor daha çok. kadınlarda görülmesi daha olası, çünkü onların bastırma için daha fazla nedeni var) -karşı cinsle iletişimden kaçınmak -bakımsızlık (cinsel ilgi çekmemek için. genelde kadınlarda görülüyor, başörtüsünün genelde amacı budur mesela, "seks mi, o ne" duruşudur) -vajinismus
Ekstra olarak dışavurum şekilleri şunlardır;
Taciz tecavüz olaylarının ana nedeni.
Kıskançlık olarak baş göstermektedir. yapanı kötülemek, yapamadığını erdem saymak gibi.
seks gibi bir kavramı tabu haline getiren kişiler, karşı cinsle ilişki kurmada son derece başarısız olurlar.
Kadınlar cinsellik konuşmaktan kaçar, erkekler de aksine evlenene kadar ağızlarından cinselliği düşürmezler.
Sokakta hanımefendi/beyefendi olunmasına karşın, bi türlü önünü alamadığı, beğenilme, hayran olunma arzusu ile kendinin cüretkar, tahrikkar fotoğraflarını çekip instagram,twitter vb. sitelerde yayınlamaktır.
Kadınlara sorulan "erkek olsaydın ne yapardın?" ve erkeklere sorulan "kadın olsan ne yapardın" sorularının cevaplarında yatan bir olgudur.
Vajinasına pandoranın kutusu gibi davrananlar, aynı şekilde vajinasına/penisine lakap takanlar buna dahil.
SALDIRGANLIK VE ÖFKE
Saldırganlık ve öfke seks ile boşaltılamaz. Erkekler türlü suçlara yönelebilir, yarışmalı ve tehlikeli sporlara heves edebilir. Kadınlar ise erkek düşmanı olabilir veya kendilerini erkeklerin kollarına bırakmak istemeyebilirler. Ayrıca kadınlarda cinsel soğukluğun en açık seçik nedenlerinden biri erkek düşmanlığıdır.
SUÇLULUK VE GÜNAHKARLIK DUYGULARI
Ebeveynler kendi iç yasak ve koşullanmalarından ötürü, çocuklarını yeteri kadar sevip okşamaktan kaçınırlar, onlarla cinselliği konuşmazlar, bu da çocukta fiziksel temasa karşı bir ürkeklik yaratabilir. Hatta çoğu zaman, çocuğun cinsel organıyla oynamasına da izin vermezler ve onu mastürbasyon yaparken yakaladıklarında hakaret ederler, cezalandırırlar ve çocukta cinsellikle günah düşüncesinin birleşmesine yol açarlar. Kendisini suçlu hisseden bir çocuk yetişkinliğinde haz veren bir cinselliği hak etmediğini düşünebilir veya cinsel sorun yaşayarak kendi kendini bilinçdışı olarak cezalandırabilir. Ayrıca bir yandan suçluluk, kirlilik ve cinsellik, öbür yandan iffetlilik, temizlik ve cinsiyetsizlik, cinsel yönden baskı altındaki kişinin zihninde birbirine karşıt ilkeler olarak ortaya çıkabilir.
Deneyim ve Gözlem
“Üniversitede 2,5 yıl devlet yurdunda kaldım ve bastırılmış cinsellik denilen kavramı burada en bariz şekliyle gördüm/ deneyimledim. Üniversite, bir anlamda büyüyen çocuğun ailesinden kopuşunun sembolik bir görüntüsüdür. Ailesine bağlı gençler üniversite hayatında onlardan uzakta olduğu için hayli zorluk çekerken; ailesinin baskılarından bezmiş gençler üniversiteyi tam tersinebir çeşit kaçış olarak görürler. Bu yaşa kadar hiçbir şekilde dokunulmasına, görülmesine, koklanmasına dahi izin verilmeyen seks, artık yasak koyucudan uzakta, rahatlıkla ve özgürce deneyimlenebilir hale gelmiştir. Üniversite, hem kızlar hem de erkekler için, birlikte seksi keşfedecekleri bir çeşit rüyalar ülkesidir artık. kızlar ve erkekler, kendi içlerinde savaşmaktan, birbirlerini ötekine sunamaz, birbirlerini tanıyamaz/ keşfedemez hale gelirler. Bir erkek için kadın; çözülemez, ulaşılamaz bir muamma olarak kalırken, bir kadın içinse erkek; aklı hep ‘o tür’ şeylere çalışan kötü çocuk olup çıkar. Her iki taraf da içgüdüsel olarak seks yapmak için adeta çırpınmaktadır; ama Freud’un çıkışsızlığı burada kendini gösterir gibidir: erkekler kastre edilme korkusundan, kızlar da penis kıskançlığından nasıl mustaripse, her iki cinse de bulaşmış yapısal bir ‘tahakküm’, seksi, gökyüzünden yeryüzüne indirmeyi engeller. arkadaşlarımın hiçbiri bir kızla çıkmayı seks yapmak için istemiyordu. Normalde hepimizin kızlarla çıkma amacı, en azından ilk elde, seksi deneyimlemek olmalıydı; ama arkadaşlarım seks kavramını bir şekilde beyinlerinden silmişlerdi. Kimse seks yapmak istediğinden bahsetmiyor, sadece kız arkadaş yapmak istediğinden bahsediyordu. Çünkü bir kızla çıkmak, onunla el ele dolaşmak ve öpüşmek filan, zaten yeterince zahmetli ve zor bir aşamaydı; bir de üstüne seks yapmak! O düşünülemezdi bile! Demeye çalıştığım, seks, bu şekilde öteleye öteleye öyle büyük bir tabu haline gelmeye başlıyordu ki, seks yapma fırsatı bulunduğunda dahi, kişi, bu fırsatı göz göre göre –çaktırmadan- harcayabiliyordu.” - İsmail Yaprak
submitted by karmamarma1 to KGBTR [link] [comments]


2019.04.03 20:44 mad500 Altyazılı Porno

İDEAL CİNSEL İLİŞKİ SIKLIĞI DEĞİŞKEN BİR KAVRAMDIR... İdeal cinsel ilişki sıklığı kavramı yerine, çiftin cinsel uyumluluk ve cinsel sıklık konusunda her iki tarafta da kabul ettiği bir anlaşmaya odaklanmak önemlidir. Cinsiyet sıklığı her birey ve çift üre için değişir. Bu nedenle, düşüncenin aksine, tek bir doğru cevap yoktur... Çiftlerin cinsel ilişkiye girme arzusuna ve arzusuna bağlı olarak, ülkemizde sonuç, haftada iki kez ortalama olarak seks yapan çiftleri gösterir ve bu normal ve normal bir sonuçtur... SEKS OYUNCAKLARI İLE SEKS HAYATINIZI RENKLENDİRİN... Cinsel fanteziler ve cinsel yaşamı renklendirmek için kullanılan Seks Oyuncakları genellikle altyazılı porno suçluluğa neden olur. Cinsel fanteziler ve seks oyuncakları, vazgeçilmez cinsellikten biri, aşırıya kaçmadığı, kimseye zarar vermediği ve zevkli bir cinsel yaşamın işareti olduğu sürece tamamen normal ve sağlıklıdır... Bununla birlikte, insanlar, büyüdüğünden beri aşılanmış olan cinsel değer yargılarıyla cinsel davranışlarını sınırlamaya yöneliktir. Cinsel davranışları gerçekleştirmeyi bırakın, onları hayal etmek zordur. Bununla birlikte, cinsel fanteziler ve seks oyuncakları, insanların hayal gücünü sınırlamayan ve sınırlamayan yaratıcı motifler olarak bilinir. Doğal cinsel gelişmenin yanı sıra, cinsel hayata eklenen hemen hemen her şeye Seks Oyuncakları denir. Basitçe, bir seks oyuncağı, çiftlerin keyfini arttırmak için cinsel hayata katılan herhangi bir nesne... Bu nedenle cinsel hayatınıza Seks Oyuncakları dahil etmek önemlidir. Bu amaçla, benwa, toplardan kelepçelere, silikon dildodan elektrikli vibratörlere, çiftlerin cinsel yaşamlarına kadar çeşitli Seks Oyuncakları ekleyebilir. Ancak seks oyuncakları, seks ortakları yerine kullanılamaz, sorunlu cinsel yaşam düzelemez ve cinsel işlev bozukluğu unutulamaz. Seks oyuncaklarını sorumlu ve dikkatli kullanmak da çok önemlidir... Bu amaçla kullanılacak erotik çiftleri birlikte seçmeleri önemlidir. Çünkü cinsellik ve cinsel zevk, malzemeyi kullanmak için iki kişinin onayı ile artar. Biri diğerinin kabul etmediği bir malzeme Altyazılı Porno kullanmak istiyor, ancak diğeri cinsel yaşam zevkini kullanmak istiyor olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte, sonuç, seks oyuncaklarının kullanımının ülkemizde hala bir tabu olarak görüldüğünü ve çiftleri korkuttuğunu göstermektedir. ERTESİ GÜN, HAPLARA OLAN TALEP ARTIYOR... Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve gebelikten korunma, erkeğin yanı sıra kadının sorumluluğundadır... Planlanmamış bir gebelik kürtaj ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla sonuçlandığı için, çift travmanın önemli bir nedeni olabilir. Bununla birlikte, ülkemizde çoğunlukla kadınlara koruma yöntemleri hakkında eğitim verilmektedir. Bu, konunun sadece kadınlarla ilgili olduğu çok yanlış bir algı. Bununla birlikte, doğru koruma yöntemleri için, çiftlerin birlikte hareket etmesi ve doktor desteği gerekir. Korumanın hangi tarafı daha kolaydır, bireysel faktörlere göre değişir. Sonuçlar, hekimlerin asla tavsiye etmediği ve istenmeyen gebeliklere yol açan" geri çekilme " yönteminin sıklıkla kullanıldığını göstermektedir. Bu, tüm konularda olduğu gibi, çiftlerin koruma yöntemleri hakkında yeterince bilgilendirilmediğini göstermektedir. Buna ek olarak, prezervatif gözyaşı, boşalma gibi alkol korumasız ilişkiler, doğum kontrol yöntemleri veya tecavüz uygulamalarındaki sorunlar gibi istenmeyen ilişkilere maruz kalmaktadır veya doğum kontrolünün başka bir yöntemi bir aksilik olduğunda kullanılır, ertesi gün ek bir yöntem olarak son yıllarda tercih edilebilir. ÖN SEVİŞME VE ÖN SEVİŞME ZAMANININ ÖNEMİ BİLİNMEMEKTEDİR... Cinsel ilişki, birbirleriyle ilgilenen ve birbirlerini birlikte seven iki kişi tarafından her türlü cinsel davranışı içerir. Cinsel ilişkiden boşalma veya orgazm aşamaları ilk dokunuşun tamamını oluşturur. Cinsel davranış spektrumunun bir ucunda duygusal veya fiziksel bir stimülasyon vardır ve diğer ucunda seks ile manevi ve fiziksel bir tatmin vardır. Cinsel davranış aralığı ne kadar geniş olursa, daha zengin, daha fazla cinsel zevk olabilir ve farklı olabilir. Kadınların ve erkeklerin daha yoğun cinsel zevklere sahip olmak için ön sevişme ile seks yapmak için birbirlerini hazırlamaları önemlidir. Dokunma, okşama, öpüşme, sürtünme, masaj ve cinsel arzuyu artıran ve daha keyifli hale getiren diğer şehvetli faaliyetler tüm iletişim ön sevişmeyi oluşturur. Ortakların fizyolojik ve psikolojik hazırlık süreci olarak ön sevişme cinsel ilişki dikkat çekiyor. Kısa süreli ön sevişme cinselliği Altyazılı Porno olumsuz yönde etkileyebilir, bu nedenle ön sevişme süresinin çiftlerin cinsel tatmin yaşayacak kadar uzun olması önerilir. Bu yüzden iyi ve yeterli bir ön sevişme, bir kadının eteği gibi olmalı, dikkat çekici olacak kadar kısa, ihtiyacınız olanı karşılayacak kadar uzun olmalıdır... Seks aceleye getirilmemeli... Ortalama olarak 20 ila 30 dakika seks yapmalıdır... Çünkü cinselliğin %90'ı zevke dokunmayı ve zevke dokunmayı içerir, bu da sevişmek anlamına gelir. Penisin kalan %10'u vajina Derneği olarak bilinir. İyi ve yeterli ön sevişme çiftler kendilerini ve ortaklarını keşfetmek ve daha memnun olabilir. Bu açıdan bakıldığında, anket ülkemizde iyi bir ön sevişme yapıldığını göstermektedir. Erken boşalma, ön sevişme süresini uzatarak ve erken boşalmadan erektil problemlere, orgazma yetersizlik ve cinsel uyarılma bozukluklarına kadar birçok cinsel işlev bozukluğunun içeriğini değiştirerek iyileştirilebilir. Uzun süreli ilişkiler, çiftlerin cinsel ilişki nitelikleri fazla değişmez, ön sevişme süreleri ve davranış çeşitliliği genellikle azalır. Bu, cinsel ilişki monotonluğuna, cinsellikten alınabilecek birçok zevkin yok olmasına yol açabilir. ANAL SEKSİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI... Anket, her iki kişiden neredeyse birinin hayatlarında bir noktada anal seks yaşadığını ve aslında bu durumun ülkemizin gerçekleri göz önüne alındığında çarpıcı bir resim ile sonuçlandığını gösteriyor. Bununla birlikte, karşıt ilişki olarak bilinen anal seks, erkek cinsel organının anüs bölgesine girmesiyle ortaya çıkan ve insanlık tarihi boyunca tartışılan bir konu olmaya devam eden bir ilişki biçimidir. Anal ilişki, anüs döneminde penisin posterior yerleştirilmesi olarak adlandırılır. Anal ilişki sadece erkekler (livata) arasında uygulanmakla kalmaz, heteroseksüel çiftler arasında anal seks farklılıkları olmak isteyenler arasında tercih edilebilir. Çünkü bir kadındaki erkekler için en kışkırtıcı faktörlerden biri kalça bölgesi dikkat çekiyor. Popodaki güzel kadınlar genellikle erkekler için büyük ilgi odağı olabilir. Anal seks tercih eden birçok erkek, kalçaların estetiği ve heyecanı nedeniyle bu ilişki stiline dönüşebilir. Teknik olarak, anal seksle hamile kalmaz. Bununla birlikte, anal seks mikroplarla kolayca enfekte olabilir, vajina hastalığını temizlemeden rektumdan penisin vajinaya yerleştirilmesi mümkündür. Buna ek olarak, çok nadiren, boşalmadan sonra, meni anüsten vajinaya kayabilir ve gebelik olarak bilinen olaya atlayabilir. Bu nedenle, her ilişkide hem gebelikten korunma hem de anal veya vajinal prezervatif için sağlıklı cinsellik önerilir. PORNO SEÇİMİ Mİ? Porno filmleri, kendileri ya da ortakları ile yetişmek zorunda kalan ya da cinsel yaşamlarının olağandışı hale geldiğini fark eden çiftler için uyarıcı, uyarıcı, uyarıcı ve destekleyici bir işlev olarak hareket edebilir. Porno filmleri, diğer çiftlerin sevişmeye nasıl başladıklarını, nasıl devam ettiklerini, ne yaptıklarını merak ettikleri her şeye cevap bulabilecekleri yerlerdir... Porno filmleri monoton cinsel karşılaşmalara renk katabilir ve ilişkileri canlandırabilir ve yenileyebilirler. Çiftler porno filmlerinde yeni şeyler görebilir, öğrenebilir ve cinsel yaşamlarına aktarmak için aralarında uygun olanları seçebilir. Anket çalışması, porno filmlerinin ülkemizde sık sık izlendiğini gösteriyor. Full Porno ve seks hayatı daha heyecanlı, keyifli, tatmin edici ve tatmin edici hale gelebilirse, bu, izlenen porno filmin çiftin cinsiyeti üzerinde olumlu bir etkisi olduğu anlamına gelmez. Çünkü cinsellik öğrenilebilen ve geliştirilebilen davranışlardan oluşur. Ama porno filmleri çift kenarlı bıçaklar gibidir... Porno dergileri, porno filmleri, özellikle internet porno çift ilişkisi büyük sorunlara neden olabilir. Pornografinin bir ilişkide neden olacağı sorunların başında, kıskançlık ve gerçekçi olmayan beklentiler, eşe karşı arzunun azalması ve eşle zaman çalması gelebilir. Porno, Porno ile cinsel bilgi eksikliğini tamamlayan çiftlerin yanlış algı ve düşünceleri alma şansını artırabilir. Bazı çiftler, porno filmlerinde gerçek olarak ne izlediklerini algılayabilir ve bunu başarmak, cinsel standartları fark etmeden gerekli olmayan koşullara neden olabilir. Porno filmlerindeki erkek ve kadın aktörlerin zevk, abartılı sesler ve eşzamanlı orgazm beklentileri değiştirebilir. Buna ek olarak, dev penisler vücudun kadın ve erkek algıları üzerinde olumsuz bir etkiye neden olabilir.



submitted by mad500 to 1xpornoizle [link] [comments]


2017.12.19 00:13 nameri34 Türk kadını - Türkiye'de ilişki ve Seks

Bu subreddit'i yeni keşfettim. Ne kadar kadın üye var onu da bilmiyorum ama özellikle kadınların görüşlerini merak ediyorum.
Eskiden çok dindar biri iken şu anda agnostiğim. Yani din konusunda her iki tarafın görüşlerini,kafa yapılarını,eylemlerini biliyorum.
Fakat ortak problemler var gördüğüm kadarıyla. Özellikle ilişki ve seks konusunda. İlişki konusu pek umrumda değil çünkü neredeyse herkesin kafa yapısı hem farklı hem çok benzer. İlişkiden beklenenler bazında. Fakat bunda da sorunlar yok değil. Aşırı kıskanç ve boğucuyuz. Erkeği de kadını da. Hayatımızda biri varken sadece o olmalı,hayatımızdaki kişinin hayatında da bizden başkası olmamalı kafasına bürünüyoruz ki bence çok yanlış.
Seks konusuna gelirsek. Nedense insanımız bu konuda net olamıyor. Mahalle baskısı buna sebep veriyor olabilir fakat bunu rahat rahat yaşayan insanların bile ne aradıkları,ne istedikleri,nasıl yaklaşılması gerektiği belli değil. Ülkemizde kadın fiyat seçen değil fiyat koyan durumunda. Her halükarda iş kadında bitiyor. Kadın seçer erkek seçilir. İlk adımı her zaman erkek atmalıdır. Yakışıklı isen playboysun çirkinsen abaza. Paran varsa playboysun fakirsen abaza. Kadın seçen erkek seçilen durumunda olduğu için yukarıdan aşağıya doğru hiyerarşide bir kayma oluşuyor. Misal görünüş olarak, kadın seçen durumunda olduğu için, 1den 10'a kadar bir skalaya koyarsak. Kadın 10 ise erkeği en az 9 istiyor varsa 10 11in peşinde. Erkek 10 ise genelde 10 olan kadın ona bakmıyor. 8 ya da 7 seçmesi lazım. 7lik kadının peşinden 8lik 9luk erkekler koşuyor fakat 7lik kadınımız hala beğenmiyor. 7lik erkeğimizin peşinden ise 5lik 6lık kadınlar koşuyor. Hiyerarşi bu şekilde aşağı doğru devam ediyor. Erkek her halükarda kendi seviyesinin altında olanlarla eşleşmek ya da kabul etmek durumunda kalıyor.
Konu sadece seks olsa bile kadının beklentisi hiçbir şekilde bitmiyor. Hem yakışıklı olsun hem kaslı olsun hem parası olsun hem seks konusunda tecrübeli olsun beni tatmin etsin ama aynı zamanda bana sadık olsun. Hem kibar yaklaşsın hem sert siksin. Hem beni beğensin benle yatsın ama başkasını beğenmesin başkasıyla yatmasın. Erkek ise genelde ( HELE HELE ORTALAMA ÜSTÜ BİR GÖRÜNÜŞE SAHİP DEĞİLSE ) elindekiyle yetinmek durumunda kalıyor. Yani 10 ise 9a da 5e de eyvallah çekip birlikte oluyor. Bu sefer de önüne gelenle yatıyor,abaza denilmesi ihtimali/durumu ortaya çıkıyor. Bu Türk kadının amacı,isteği nedir ?
submitted by nameri34 to Turkey [link] [comments]


2017.04.27 16:40 BilmeyenAdam Kadınların aynılığı üzerine günlük hayattan örnekler

Bildiğimiz üzere aydınlanmanın önemli bir bölümü kadınların doğalarının benzer, hatta aynı olduğunu fark etmekten geçiyor. İnsan gözüyle görene kadar inanamıyor bu gerçeklere yahut inanmak istemiyor. Bu başlık altında gördüğümüz ve bizi o an için şaşırtan aynılıkları paylaşalım. Bir nevi redpill gözüyle görünür olan olaylar yani. 1- Kadınlar için önemli olan çekim ve arzudur. Uzun zamandır beraber olduğum kızdan örnek vereyim. 1 seneye yakın çıktığı eleman onun için kim bilir kaç kez şehirlerarası yolculuk yapmış, hediyeler almıştı. Yeterince "erkek" gibi davranmıyordu. Kız arzusu bittikten sonra ayrılmak istemişti ancak çocuk defalarca kez ağlayarak onu bundan vazgeçirmişti. Başlarda, iki kızla aynı anda konuştuğu açığa çıkan çocuk, 1 senelik ilişkinin sonunda kendisi ayrılmak zorunda kaldı. Zaten kız başkalarıyla konuşmaya başlamıştı çoktan. Tabi bunlar sorulmaması gereken ayrıntılar. Zaten çoğunu sorup öğrenmedim. Yeterince taşaklı olursanız kızlar sizin için savaşır. Çok çok utangaç ve fazlasıyla güzel bir kız sırf kapılacağınız korkusuyla(kızlar arasında konuşuldukça seni daha çok arzularlar) gelip sizinle konuşabilir. Kendini ağırdan satmaya çalışan kızların fark edilmek için çabaladığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Kızlar arzulamadıklarıyla da çıkabilirler, ve bu erkeklerin ağzına sıçmayı kendilerine görev bilirler. Geçen gün yemek yerken şu sözleri duydum: "x Bora'yla çıkarken çocuk kıza köpek muamelesi yapıyordu. Evden falan kovuyormuş kızı. Sonra çocuk terk etti zaten. Şimdi akıllanmış ama. y'ye kötü davranıyor burnu sürtülsün diye." Büyük yalan. Kız alfa dul olmuş, çocuğu test ediyor. Meriçler de anlayamamış. 2- Kadınlar güçlü erkeğe çekim duyar. Çoluğu çocuğu olmasına rağmen evli bir adamın metresi olan bir kadın biliyorum. Hayır cahil değil, okumamış da değil, kültürsüz de değil. Bu bakımdan adamın üstünde hatta. Ama adam erkeksi. Sonuna kadar hem de. Bu kadın zayıf bir erkekle ilişki kuracağına metres olmayı kabul edebiliyor.
submitted by BilmeyenAdam to TurkRedPill [link] [comments]


KADINLAR ERKEKLER İLİŞKİLER ve ÇELİŞKİLER - Kaan Erkam, Nuri Şekerciler BİR İLİŞKİDE ERKEKLER VE KADINLAR NE İSTER ? Erkekler kadınlardan cinsel ilişki sırasında bunları istiyor Erkekler ve Kadınlar Arasındaki 12 Temel Farklılık - YouTube YABANCI ERKEKLERİN İLİŞKİ VE EVLİLİKTE ÖNDE GELEN DAVRANIŞ BİÇİMLERİ HAKKINDA KADINLARA BİLGİLER Erkek ve Kadının En Sevdiği Pozisyonlar Hangileridir ? KENDİSİNDEN YAŞÇA KÜÇÜK ERKEK İLE İLİŞKİ YAŞAYAN ... Mert Şenel - Şaraplar ve Kadınlar (Official Video) - YouTube ERKEKLER vs KADINLAR NE İSTER ? ( SANSÜRSÜZ )

“Kadınlar ne ister”: Erkekler için ilişki rehberi

  1. KADINLAR ERKEKLER İLİŞKİLER ve ÇELİŞKİLER - Kaan Erkam, Nuri Şekerciler
  2. BİR İLİŞKİDE ERKEKLER VE KADINLAR NE İSTER ?
  3. Erkekler kadınlardan cinsel ilişki sırasında bunları istiyor
  4. Erkekler ve Kadınlar Arasındaki 12 Temel Farklılık - YouTube
  5. YABANCI ERKEKLERİN İLİŞKİ VE EVLİLİKTE ÖNDE GELEN DAVRANIŞ BİÇİMLERİ HAKKINDA KADINLARA BİLGİLER
  6. Erkek ve Kadının En Sevdiği Pozisyonlar Hangileridir ?
  7. KENDİSİNDEN YAŞÇA KÜÇÜK ERKEK İLE İLİŞKİ YAŞAYAN ...
  8. Mert Şenel - Şaraplar ve Kadınlar (Official Video) - YouTube
  9. ERKEKLER vs KADINLAR NE İSTER ? ( SANSÜRSÜZ )

Mert Şenel'in 'Şaraplar ve Kadınlar' isimli teklisi YouTube ve tüm dijital platformlarda yayında! Sosyal Medya Hesapları: instagram/mertsenel ,twitter/mertse... Bir ilişkide erkekler ve kadınlar ne ister? Kadınların istekleri hiç bitmez mi? Peki erkekler bir kadından neler ister? Açık yüreklilikle ve samimi bir şekilde sizler için tartıştık. Kadın erkek ilişki analizlerinde Yazar Adil Yıldırım erkekler dünyasından tüyolar veriyor... Adil YILDIRIM İletişim [email protected] instagram: adilyildirimyazar twitter ... Erkekler kadınlardan cinsel ilişki sırasında bunları istiyor, 'OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ ' Biz, ilaçsız yaşamı savunuyoruz. İnsan vücudu bi... Kadın erkek ilişki analizlerinde Yazar Adil Yıldırım erkekler dünyasından tüyolar veriyor... Erkekleri anlamak isteyen kadınlara erkek ruhunun kapılarını ara... KADINLAR ERKEKLER İLİŞKİLER ve ÇELİŞKİLER - Kaan Erkam, Nuri Şekerciler. Kadınlara, Erkekler ne ister, vs Erkeklere, Kadınlar ne ister, diye sorduk. çok absürt cevaplar aldık , sadece yetişkinler için sansürsüz bir şekilde yayınladık keyifli ve , eğlence ... Birçok insan, erkeklerin ve kadınların farklı gezegenlerden geldiğini söylüyor. Bunun gezegenlerle ilgili olup olmadığından emin değiliz ama konu büyük ihtim... İlişkide Karşılıklı Olarak En Sevilen Pozisyonlar Hangileridir ? erkek ve kadının en sevdiği pozisyonalrı nelerdir cinsel olarak en iyi orgazm olunan duruşlar.